bahar gelini gelinlik stephanie allin

Sofistike ve Romantik İngiliz:Stephanie Allin


Stephanie Allin İngiltere’nin en çok ödül kazanan gelinlik tasarımcılarından. Dizaynlarına baktığımda bunun sebebini anlamakta hiç zorlanmıyorum. Kendisini romantik tarafını asla kaybetmeyen ama bir o kadar da sofistike gelinlikler yapmaya adamış gibi. Her gelinliğinin müthiş ayrıntıları var ve hepsinin de birer ismi. Kendisiyle gelinlik ararken tanışmıştım, o zamandan beri her koleksiyonunu takip ediyorum. Bu sene de dört yeni koleksiyonla karşıma çıktı. Jazz Age isimli koleksiyonundan en beğendiğim modelleri sizle paylaşmak istedim. Bu da koleksiyonun yarısından fazlasına denk düşüyor. Umarım ondan ilham alır ve kendinizi caz zamanının yuvarlak notalarına bırakırsınız:)

Ashlea
Olivia
Sofia
Bacall
Claudine
Hayworth
Ingrid
Mae
Martine-Arka
Martine-Ön
Talullah

Stephanie Allin-Jazz Age Collection 

buket düğün gelin saçı gelinlik masa süsü pasta

Bahar Temizligi: Kliseler Halının Altına!

Düğün sezonu açıldı, gelin ve düğün fotoğrafları sosyal paylaşım sitelerinde yerlerini almaya başladı, bizler de yakınlarımızın düğünleri için kıyafet bakmaya başladık çoktan. Şahsen ben kendi adıma her gördüğüm düğün fotoğrafıyla biraz daha yıkılmaktayım, neden bütün kadınlar birbirinden bu kadar farklı bir tarza sahipken evlendikleri gün bu kadar aynı olurlar ve nasıl bunu göremezler? Yazımız biraz ağır olacak şimdiden kusura bakmayın ama belki evlenecek olan gelin adaylarını bu hatadan kurtarırız, belli mi olur?

Her gittiğim düğünde bir farklılık, gelinin kişiliğini yansıtan bir detay ya da farklı tarzda bir gelinlik arar gözlerim, gördüğüm zaman da inanılmaz mutlu olurum ve sevinirim o çift adına. Fakat bir çok düğün maalesef klişelerle dolu. Biz diyoruz ki keşke düğün denen olaya dışarıdan, şöyle gösteriş ve gereksiz süs dolu gözlüklerimizi çıkarıp baksak ve klişelerden kurtulup yaza daha hafif girsek:)

1. Masayı dolduran ağır ve anlamsız süsler: Düğün konseptinin ne olduğuna aldırmadan mekan sahiplerinin şart koştuğu 2 ya da 3 süsçüden biri seçilir, gayet sağlam bir para verilip her düğünde görülen çiçek veya şamdanlardan biri masanın ortasına konur, ağdalı ağdalı peçeteliklerden bahsetmiyorum bile. Oysa her düğünün bir tınısı olmalı, o tınıya uygun (üstelik de belki ellerinizle bile kolayca hazırlayabileceğiniz) alternatif süsler, daha zevkli ve sade aranjmanlar ya da sevimli detaylar bulunmalı. O düğün masası her evlenen gelini değil sadece sizi yansıtmalı, o masaya oturacak misafirler oturmadan masadaki detayları ezbere bilmemeli, bakıp, inceleyip gülümsemeli.

2. Bilindik renk ve şekildeki buketler: Detaya girmiyorum ama hepimiz biliyoruz ki gelin buketlerimiz birkaç renk ve çeşit çiçek dışında birşeyden oluşmaz. Bir de beyaz kurdele klasiği var tabi ki, bırakın farklı renk ve çeşitte çiçeği renkli kurdele bile bir çok gelini korkutmaya yetiyor (Krem rengi gelinlik ve beyaz kurdele olayına girmiyorum bile). Oysa yabancı düğün bloglarına baktığınızda görüyorsunuz ki artık neredeyse buketlerde gerçek çiçek bile kullanılmıyor, onun yerini broş ve kumaş çiçekler almış, biz ise hala aynı buketleri kullanmaktan hiç gocunmuyoruz. Neden acaba?

3. Aynı takılar, hep aynı aynı…: Yine spesifik bir örnek vermek istemiyorum hatta bu klişeyi çok çabuk geçiyorum ama lütfen boynunuza o kolyeyi takmadan önce evlenen arkadaşlarınızın gelin fotoğraflarını bir inceleyin, tıpatıp aynı değil mi? Evet bizce de:)
4. Ağır işlemeli, yüz kilo ve birbirinin aynı gelinlikler: En mutlu ve de belki de en rahat olmanız gereken gün ve siz dünyanın en ağır ve en ağdalı gelinliğini giyerek kendinize en büyük güzelliği yaptınız. Yapmayın! Beş yaş fazla göstermesini ve şirketteki o uyuz kızın gelinliğinin aynısı olmasını geçtim, her saniye üzerinizdekini çekiştirip sıcaktan boğulmak yerine bütün gece uçarcasına dans etmelisiniz siz. Daha farklı bir kesim, daha hafif kumaşlar, işleme yerine tüller ve danteller inanın size daha çok yakışacak. 

5. Assolist makyajı, assolist topuzu: Bu konuda aslında en büyük suç kuaförlerin, çünkü çok kere şahit olduğum üzere en sade olmak isteyen gelini bile kocaman saçma bir topuz yapıp boya küpüne batırarak o özel günlerinde sinir etmeyi çok çok iyi beceriyorlar. Ama tabi bunu isteyen gelinler de var o ayrı. O kadar alışmışız ki bildik saçlara, bildik modellere hiç incelemiyoruz, denemiyoruz bile önceden, bize ve tarzımıza yakışıyor mu, gelinliğe veya yaşımıza uygun mu? Oysa daha sade topuzlar, örgülü modeller hatta salık veya yarım toplanmış saçlardır sizi düğün gününüzde komşu teyzelerden ayıran, bırakın o tuhaf renkli parlak farları, 300 firketeli sımsıkı topuzları onlara, bırakın…

6. 15 katlı karton pasta, üzerinde ilkokul doğumgünü pastasından arta kalan süsler: Bence başlık gayet açık ve yeterli:) Yalnızca garson, bahşiş ve kocaman bıçak sözcüklerini eklemek istiyorum. Birbirinden yetenekli insanların açtığı birbirinden sevimli butik pastanelere bir uğramak, bakmak lazım öyle değil mi:)?

Klişelerden kurtulup hafiflediğimize göre o zaman şimdi araştırma ve farklılaşma vaktidir, misafirlerinizi şaşırtmak, gülümsetmek ve her zaman konuşulacak o düğünü yaratmak unutmayın ki sizin elinizde… İyi ve hafif baharlar:)!
buket çiçek masal pamuk prenses peri masalı prenses

Mutlu Sonlara Pamuktan Buketler

Her ne kadar hayat hepimizi zorlasa da biz kadınlar içimizdeki çocuğu kolay kolay büyütmüyoruz bence. Peri masalları, mutlu sonlar, her sefer ters köşeye yatsak da birçoğumuzun inanmayı asla bırakmadığı olgular, ve bence inanmayı bırakmayanların ödülü de kendi mutlu sonları, düğünleri ve mutlu evlilikleri.

                                                         Fotoğraf : Annie Leibovitz

Benim eskiden beri en sevdiğim masal kahramanı naif, hayvan dostu, tatlı Pamuk Prenses olmuştur. Onun yüzünü her gördüğümde içim aydınlanır. Neden bilmiyorum onun o masum ve herkesin iyiliğini isteyen hali beni çok etkiler. Son dönemde izlediğim “Once Upon a Time” adlı muhteşem dizide de baş rolde o var, bu dizi ve yakında vizyona girecek olan “Pamuk Prenses ve Avcı” filmi sayesinde kendisinin popülerliği epeyce arttı.

Eminim aranızda benim gibi onu çok sevenleriniz vardır hatta belki peri masalı temasıyla evlenmeyi arzuluyorsunuzdur. Masal ve özellikle de pamuk prenses hastası gelinlere çok sevecekleri bir önerim olacak, zira ben bayıldım ve eğer bir gün evlenirsem kesinlikle uygulamayı düşünüyorum. Zaten çok estetik bir görüntüsü olan pamuk bitkisini buketlere katmak. Yaratıcı ve aynı zamanda masalsı düğünler için…

Dilerseniz başka renkli çiçeklerle kolaj halinde, dilerseniz de tek başına kullanabildiğiniz pamuk, romantik gelin adayları için birebir bence. Tek başına kullanıldığında bulutmuş gibi duruyorlar, etkisi daha masum ve büyülü. Özellikle bir kır düğünüyle evleniyorsanız bu buketler ortamla tam bir uyum içerisinde, saplarını bile ayrı sevdim:)

Diğer çiçeklerle, özellikle de düğün konseptinizin özel bir rengi varsa o renk çiçeklerle hazırlanan buketler de oldukça şık duracaktır.
Bu birbirinden güzel buketleri taşırken en eğleneceğiniz kısım klasik görüşlü akrabalarınızın buketleri gördüğü an ve vereceği tepkiler olacaktır. “O pamukların orada ne işi var?” :)
Hepinize mutlu sonlar!
bahar düğünü bahar gelini çiçek düğün gelin aksesuarı

Deli Gelinler Için Bahar Aksesuarları

Bu yazımız 05 Nisan 2012 tarihinde haydili.com‘da yayınlanmıştır.


Güneş ara ara kaybolsa da artık biraz olsun nazlanmayı bıraktı ve bize kocaman gülümsemeye başladı. Kışın rehavetinden, o puslu grisinden çıktık, rengarenk çiçekler açtık. Tüm alışveriş torbalarının içi pastel tonlarla dolu. Sanırım belli oldu, bu sene hepimiz doğayla kamufle olmuş bir tatlılıkta dolaşacağız etrafta. Tabi bahar gelinleri de…

Kendinizi hiç olmadığınız kadar çiçeklerle hem de her renkten çiçeklerle süslemek için baharda evlenmekten daha doğru bir zaman olamaz herhalde. Bu bahar, düğün gününüzde çiçekler sadece buketlerde ya da aranjmanlarda değil saçınızda, boynunuzda, kulağınızda yerini alsın. Bırakın klasik gelinler renksizce evlensin, boyunlarına inci ya da tek taş pırlanta kolyelerini taksın. Siz farklı olun, seçtiğiniz renk konseptini tamamlayacak aksesuarlara yönelin. Elva Fields’ın büyük, sevimli ve muhteşem renklerdeki kolyelerine bir göz atın derim,  baharın pastel tonlarındaki bu aksesuarlar gerçekten çok şekerler.

Özellikle sade bir gelinlik tercihiniz varsa bu tarz büyük ve renkli aksesuarlar çok uygun bir tamamlayıcı olacaktır. Aşağıdaki aksesuarlar ise yine, binlerce el yapımı ürünle aradığımızı her zaman bulduğumuz Etsy’den. Ben özellikle çiçekli olanları tercih ettim, oldukça naif, romantik ama farklı.
Ben bu bahar alabildiğine ihtişamlı ama bir o kadar da doğal olalım derim, bunu da kocaman, doğa harikası çiçeklerle yapabiliriz.  İster canlı renklerde, ister pastel tonlarda olsun bu romantik çiçekler sizi izleyen tüm gözleri bir peri masalının içine çekecektir. Kişisel fikrim duvaksız kullanmanız yönünde ama tercih size kalmış tabi ki. Unutmayın ki bir moda çekiminde poz verme şansınız yoksa düğün gününüz dışında bu orjinallikte fotoğraflara  sahip olmanız çok zor,  iyisi mi siz gelin olmanın tadını doya doya çıkarın ve alabildiğine abartın, söz konusu doğal bir şekilde kullanılan çiçeklerse ne kadar abartsanız da klişe haline gelen gelin başları gibi demode bir etki yaratmayacaktır. 
Bu kadar büyük çiçekler bana göre değil diyorsanız bir de aşağıdaki daha sade olan alternatiflere bakın çünkü abartılı bir gelinlik giymeyi arzuluyorsanız saç aksesuarınız ister istemez küçülecektir.  

Tüm insanlığın yenilendiği, doğanın uyandığı böylesine güzel bir mevsimde yepyeni bir hayata adım atıyorsanız düğün gününüzü doğayla bir bütün haline gelerek kutlamak gibisi var mı?


Fotoğraf Kaynak:
healthcare9.com
bunniesfordinner.tumblr.com
www.etsy.com
ohjoy.blogs.com
shop.elvafields.com
kisty.net
myweddingideasblog.com

bahar düğünü bahar gelini düğün fotoğrafçısı photo latte röportaj serkan durmuşoğlu

Photo Latte’den Çiçek Açmış Düğün Fotoğrafları

Serkan Durmuşoğlu Facebook’ta Photo Latte adıyla bulabileceğiniz, çok şeker bir fotoğrafçı. Biz de bu kadar şeker olduğunu bize gönderdiği çok eğlenceli yazıyı okuyana kadar bilmiyorduk doğrusu:) Yalnızca uzaktan çektiği fotoğraflara bakıp takdir ediyorduk. Az sonra okuduğunuzda siz de hak vereceksiniz diye düşünüyorum; Serkan işini seviyor. Ya da en azından bu işi yaparken keyif almaya bakıyor. Üstelik gelinlere çok da değerli öneriler vermiş. Yazısını o kadar beğendik ki blogda sürekli bir pozisyon teklif etsek mi diye aklımızdan geçmedi değil:) Onun sıcak, eğlenceli ve romantik fotoğraflarıyla Bahara ve Bahar Gelinleri serimize devam ediyoruz.

——————-
Serkan Durmuşoğlu der ki:
Eveeet, konumuz Bahar Düğünleri.

Kulağa hoş geliyor değil mi? “Bahar” ve “Düğün” yanyana olunca :)

Düğünler konusunda en tecrübeli insanlar, fotoğrafçılardır.
Fotoğrafçınız neredeyse, siz uyanmadan yola çıkıp, gecenin bir yarısına kadar sizinledir.
O gün, sizinle bütün günü geçiren başka kimse yok, emin olabilirsiniz.

Tanıyanlar bilir, ben “Rüüüüya gibi düğün” olayına inanmıyorum, çünkü yok öyle birşey.
Kraliyet düğününü bile gördük yani. İnandığım, “mutlu bir düğün”. Düğün gününüzü “mutlu” geçirmek de sizin elinizde.
O konuyu zaten Deli Kızın Düğünü’nü takip ederek halledeiblirsiniz :)

Şimdi reçeteyle başlayalım,


Bahar düğünleri’nin artıları:
-Mekan bulmak pek sorun olmaz, pazarlık açısından da daha esnek bir zamandır.
-Bütün yaz sizindir, hem de evli bir çift olarak. (öyle demeyin, zor anlar yaşayanlar olabiliyor).
Bahar düğünleri’nin eksileri:
-Ilk akla gelen mevsim tabii. Mutlaka kapalı opsiyonu olan yerleri tercih etmek gerekebiliyor. 30 Mayıs’ta bile çok üşüyen davetliler gördüm.
-Yağmur Çamur İstanbul’da her mevsim olabiliyor.
-Güneşin özellikle Mart sonuna kadar erken batması (4:30′tan itibaren) malesef günün planını epey zorluyor. Hazırlıklara erkenden başlamak gerekir.
-Mevsim aynı zamanda fotoğraf işini de ciddi şekilde etkiliyor. İstanbul’da kapalı mekan alternatifi malesef pek yok. Ben de pek sevmiyorum (Eğer Çırağan falan değilse).
-Mevsimine göre, gelinliğinizin üstüne şık bir şal vs. ayarlamayı unutmayın.
Gelelim fotoğraf işineee…
Doğal olarak birçok çift, düğünün dergilerdeki detaylarına çok daha fazla önem veriyor.
Gelinlik, damatlık, ayakkabı (ayakkabısı görününen bir geline daha rastlamadım:) organizasyon, menü, ıvır, zıvır.
Önünüzdeki uzun yılları düşününce, açıkçası düğünden geriye bir fotoğraflar kalıyor. Ne gelinliği, ne de yemek menüsü.
Evlenme çağında iseniz, zaten çevreniz düğünlere gitmekten sıkılıyor resmen! Yani çok açık söyleyeyim: düğün, umurlarında olmuyor.
Arkadaşlar, Gelinlik, damatlık için fazla endişelenmeyin. Fotoğraf için güzel bir mekan bulursanız atlayın!
Gelinliğin üstüne kahve dökülmediyse kimse farketmez. Zaten, fotoğrafçınız yetenekliyse o gelinliği royal wedding kıvamında sunar size.
Zaten asıl “havayı” siz fotoğrafları facebook’ta yayınlanınca atacaksınız;)

Bir keresinde, Harika bir iskelesi olan bir Otel’de çekimim vardı. Gün boyu uzun pozlamayla neler çekerimin hayalini kurdum. Tablo gibi olacaktı, ama gel gelelim, gelinliğin kum olması ihtimaline karşı orada çekim yapamadık. Yapmayın, etmeyin arkadaşlar…

Şimdi, mademki düğünden geriye fotoğraflar kalıyor; gelinliğe harcadığımız vaktin yüzde birini fotoğraf için de harcamamız gerekiyor o zaman.
Çekim öncesi konsepte karar verin. Doğal bir yerde mi? tarihi mi, şehrin göbeği mi? Deniz kenarı mı? vs. Sonra da internetten beğendiğiniz kareleri saklayın ve fotoğrafçınızla paylaşın (Fotoğrafları seçerken abartmayın fotoğrafçınıza “öyle mekanı bul ben de o kareleri çekerim” dedirtmeyin). Eğer mümkünse fotoğrafçınızla mutlaka önceden tanışın, kahve için hatta geyik yapın, fotoğrafçının portföyüne MUTLAKA bakın. Hatta, çektiği en iyi karelerle beraber bir de baştan sona bir düğünün karelerine bakın. Emin olun Fotoğraflara yansıyor, yoksa fotokopiciler gibi asık surat keyifli olmuyor.


Birçok düğün mekanı, kendi fotoğrafçılarını zorunlu kılıyor, CNN’e yazarız belki bir tartışma programında konuşurlar. Böyle bir durumla karşı karşıyaysanız; fotoğraf firmasının değil; düğününüze çekime gelecek fotoğrafçının portföyüne bakmalısınız ve onunla bizzat tanışıp ahiret sorularını doğrudan ona sormalısınız.


Son söze geldi sıra. Hani dedim ya “Mutlu Düğün” diye, mutlu bir düğün için en önemli tavsiyem birçok hazırlığı kasmadan, kastırmadan ama önceden yapmanız. eksik vs. mutlaka olacaktır; olsun varsın düğününüzün nazarlığı olsun onlar. Siz, o günü mutlu geçirmeye odaklanın ve kimsenin moralinizi bozmasına izin vermeyin.
Yaa son söz dedim de, aklıma gene komik bir hikaye geldi geçen seneden. Hem Bahar düğünlerinin Artılarına bir yenisi de eklemiş oluruz bu sayede. Alıştık, gelinlikler ya Pronovias ya da Vakko. Mart ayıydı, hazırlıklar hatta fotoğraflar tamam. gelin odasına arkadaşlar doluşmuş…Tabii giren geline “ayağa kalk da bi bakalım” diyor. birçoğu potansiyel gelin :) Tabii kötü söz söyleyen (söyleyebilen) yok. Neyse bir arkadaş daha giriyor ve “Aaaaa benim gelinliğimin aynısı, aylar önce siparişini vermiştim” diyor. Ha ha, kızcağız o kadar uğraşmış ve gelinliği ilk onun seçtiğini cümle aleme duyurma ihtiyacı içinde. gelinimiz de “daha almadıysan duvağı verebilirim” demez mi. Ortam buz gibi tabii. Yani Bahar Gelinleri gelinlik modellerini ilk giyenler oluyor…Yaa inanamazsınız, birgün Vakko’dayım; gelinler, çevrelerinden bildikleri gelinlerin isimlerini verip “onlar ne aldı” diye soruyorlar. En iyisini Lusi yapmıştı, ilk çektiğim gelinlerden. Amerika’dan bütçesi uygun bir gelinlik alıp, parti saatinde, eline makas alıp dizine kadar kesmişti, tarz da olmuştu.

Daha ne hikayeler :) ama Admin süremizin dolduğunu işaret ediyor.
Hepinize, gönlünüzce “mutlu bir düğün” diliyorum.
Serkan
www.facebook.com/photolatte.serkan
bahar düğünü bahar gelini nikah şekeri

Bahar Gelinleri: Taze Nikah Şekerleri

Bahar sonunda yavaş yavaş kirpik ucunu gösterdi. Bir haftaya kalmaz endamını görürüz diye umuyorum. Eğer henüz içinizde bir kıpırtı olmadıysa sahil kenarlarına ve parklara doğru şöyle bir uzanmanızı tavsiye ederim. İstanbul’da laleler de görünmeye başladı, hatta benim kimsesiz lalelerim bile (sıfır ilgime rağmen tomurcuk veriyorlar, azimlerine hayranım).

Bahar deyince bizim de aklımıza bahar gelinleri düştü. Hafta içinde sevgili Ege Soley’in muhteşem çiçekleriyle biz de sezonu açmıştık. Elbette benim aklıma ilk gelen de bahar temalı nikah şekerleri oldu. Tabi artık badem şekerleri pek rağbet görmüyor ama konuklara verilen hediyelere nikah şekeri demeye devam ediyoruz. Oysa yaratıcılığın sınırı yok. Baharın en güzel tarafı da her şeyi daha bir canlı, neşeli ve sevimli göstermesi. Bu yüzden üzerinde biraz bahar havası olan ne verseniz makbul.

Big Rock Paper Co

Bu küçük beyaz topların adı “Seed Bomb”, yani tohum bombası. Geri dönüştürülmüş kağıtların içine istediğiniz çiçeklerin tohumlarını koydurabiliyorsunuz. Üzerindeki “Plant me” yani ek beni yazısı ise istediğiniz gibi değişebilir. Bir kaç açıdan muhteşem bir hediye bu. Bir kere tamamen doğa dostu. Geri dönüştürülmüş kağıt kullanıyorsunuz ve insanların çiçek ekmesine vesile oluyorsunuz. Bahar ruhuna çok uygun ve aslında aşkınızın yeşermesini de sembolize ediyor:) Son olarak da çok hesaplı. Kendiniz evde bile yapabilirsiniz. Tek ihtiyacınız olan biraz tohum, şirin bir kese, kumaş ve kurdelalar.

Dazzling Expressions

Bu minik çantalara bayıldım. Üzerinde “all things grow with love” yazıyor. Yani “her şey sevgiyle büyür”. Yine hem bahar ruhunu hem de aşk dolu bir evlilik temasını aynı anda sunuyor. İçine ise her şey konabilir. Mesela renkli şekerler, tohumlar, taze çiçekler…Hayal gücünüzü zorlayın. Hem çok farklı hem çok hesaplı bir hediye verebilirsiniz böylece.

Huffy Hen

Şu minik kavanozlara bitiyorum. Sanırım en güzel şeylerin küçük paketlerde geldiği lafını yanlış anlamışım. O daha çok pırlanta yüzükler için söyleniyordu. Ama şunlara bir bakın çok sevimli değiller mi? Bu kavanozlarla konuklarınıza ne verseniz bayılacaklardır. Hem kendiniz de çok kolay yapabilirsiniz. Salı pazarına gidip bir kaç metre kumaş almak yeterli:) İçine de ister rengarenk akide şekerleri koyun, ister marmelat isterseniz de çiçek tohumları.

Your Ultimate Wedding
Bride.ca

Teneke, minyatür kovalar da çok farklı amaçlarla kullanılabilecek sevimli şeyler. Hem boyalı hem de teneke görünümlü olanlarını kullanabilirsiniz. Rengarenk badem şekerleri ya da çok daha eğlenceli olsun derseniz lolipoplar. Bunların içine ne koysanız harika görünecektir. Ben evimde dekorasyon için kullanıyorum, çok şık oluyor. Üstelik artık bu boylarını her yerde bulabilirsiniz.

Nikah şekerine çok bütçe ayırmak istemiyorum ama bana özel ve farklı olsun istiyorum diyorsanız kesinlikle yalnız değilsiniz. Dünyada eğilim yıllardır böyle. Türkiye’de de yavaş yavaş Do It Yourself (DIY) yani Kendin Yap akımının takipçileri artıyor. Türkçe sitelerde belki yeterince somut öneri bulamayabilirsiniz ama yurt dışında yalnızca bu amaç için ayrılmış web siteleri var. Mesela DIY Wedding bunlardan biri. İhtiyacınız olan tüm ayrıntıları fotoğraflı anlatımlarıyla bulabilirsiniz. Aklınıza bile gelmeyen öneriler çıkabiliyor karşınıza. Mesela şu aşağıdaki kese kağıdı dizaynı. Tek ihtiyacınız olan bir kağıda istediğiniz teşekkür notunu yazmak. bu kağıdı gösterildiği biçimde dikmek ve içine şekerleri koymak.

DIY Wedding

Ya da yalnızca kağıtları külah gibi kıvırıp içine şekerleri koyabilirsiniz. Şık bir ambalajla ve yazıyla en iyisinden bir nikah şekeriniz olacaktır.

Martha Stewart Weddings

Herkese Çok Aydınlık Bir Bahar Diliyorum!

buket çiçek deli kızın düğünü

Yalın ve Şık Çiçeklerin Yaratıcısı: Ege Soley

Bu yazımızda size son derece özel bir çiçekçi dükkanının, Ege Soley Corporate & Event Flowering’in sahibi olan Ege Soley’den bahsedeceğiz. Onun hikayesini ilk okuduğumda yaptıklarına ve düşünce tarzına hayran kalmıştım. “Çok büyük isler yapıp dünyayı kurtaramıyorsak etrafımıza güzellik katalım dedim hep ” cümlesiyle o kadar empati kurmuştum ki o günden beri attığı her adımı keyifle takip ediyorum. Farklı işler yapan ve yaptığı işe kendi tarzını, özgünlüğünü başarıyla katan insanlar her türlü övgüyü hakederler bence ve o da bu insanlardan biri. Sıradışı ama son derece sade.

Akaretler’de çok şık bir dükkanda hizmet veren Ege Soley ile işini, hikayesini ve işinin biz deli gelinleri ilgilendiren düğün aranjmanları ve buketleri kısmını konuştuk, birbirinden tatlı gelin buketleri de röportajımızı süsledi:)


Bize biraz kendinizden ve çiçek tutkunuzun nasıl başladığından bahseder misiniz?

1983 İstanbul doğumluyum. İtalyan Lisesi’nin ardından siyaset eğitimi almak için İngiltere’ye gittim ve University of Kent’te eğitimimi tamamladım. 2007 yılında Paris’e dil öğrenmek amacıyla 1 yıllığına gittim ama malum çiçek isi beni sarınca bir yıllık plan 4 yıla uzadı! 
Aslında aklımda hiçbir zaman çiçekle ilgili bir şey yapmak yoktu, çiçekleri tanımazdım da, bendeki merak tamamen Paris’teki çiçekçilerin ne kadar güzel olduklarını gördüğümde başladı. Neden Türkiye’de yok böyle yerler dedim ve tamamen  misyon edinmiş bir şekilde bu işi öğrenmeye karar verdim. Paris’in en iyi çiçekçilerinden Pascal Mutel’e başvurdum v 3,5 yıl boyunca hem kendisinin yanında çalıştım hem de Ecole des Fleuristes de Paris’te botanik ve çiçek tasarımı eğitimi aldım.


Türkiye’ye dönüp kendi dükkânınızı açana kadar geçtiğiniz süreçler neler oldu?

Dediğim gibi 3.5 yıl Pascal’in yanında çalışmak bana kazanabileceğim en büyük deneyimi kazandırdı, çok büyük projeler, isimler, oteller ve restoranlarla çalıştık ve işin en pis atölye tarafından en nazik olunması gereken sunum kısmına kadar tüm konuya bu geçen yıllar içinde hakim oldum. Dışarıdan çok harika bir iş gibi görünse de aslında çok emek, çok yaratıcılık ve çok güç isteyen, oldukça yorucu bir iş. Bir davet veya büyük bir projeye hazırlanmak ise günler hatta haftalar öncesinden başlayan bir hazırlık istiyor.

 


Paris’te bu işi yapmakla Türkiye’de yapmak arasında ciddi farklar vardır muhtemelen, siz zorlandınız mı adaptasyon sürecinde?

Zorlanmadım desem yalan, bunu söylerken yanlış anlaşılmak veya fazla snob da durmak istemem ama hala da zorlanıyorum ara ara. Bir yandan çiçek kalitesi ve seçenek azlığı, bir yandan da maalesef çiçeğin bizim için bir kültür olmaması, ara ara şaşırtıyor beni. Ama inanın ben daha kötümserdim ilk geldiğimde, şimdi giderek daha çok alışıyorum her şeye.



Dükkanınızda verdiğiniz hizmetler neler?

Ege Soley Event & Corporate Flowering adı üzerinde davet ve kurumsal alanlarda çiçek hizmeti veriyor. Bunun yanı sıra elbette normal bir çiçekçi olarak da çalışıyor ve sipariş alıyoruz. Davet dediğimiz sadece düğün olmamakla beraber, kurumsal çalıştığımız isim ve firmalara çok önem gösteriyoruz, ve ne mutlu bize ki açılalı 1 yıl olmamıza rağmen çok ciddi ve büyük isimlerle çalışıyoruz. 
Bunun yanı sıra bir diğer büyük servisimiz da haftalık abonmanlar. Şirket, restoran, ofis veya evlere haftanın belirli bir günü taze çiçek servisi yapıyoruz. Belirlenen bir bütçe karşılığında her daim taze çiçeklere ulaşmak bu sayede çok kolay oluyor!


Yaptığınız aranjmanlar çok güzeller ama aynı zamanda oldukça da sadeler ki bu zaten sizin genel tarzınız anladığımız kadarıyla. Her zevke hitap etmek gibi bir kaygınız var mı yoksa seçici misiniz?

Aslında hiçbir zaman her zevke hitap etmek gibi bir kaygım olmadı, ki bunun pek de mümkün olmadığını düşünmüyorum zaten. Tasarıma veya yaratıcılığa dair bir iş yapıyorsanız kendi zevkiniz ve inandıklarınız doğrultusunda ilerlemenin çok daha doğru olduğuna inanıyorum. Benim kendi tarzım da zaten hep sadelik ve yalınlık üzerine kurulu oldu, giyimimden yaşam biçimime kadar, bu yüzden ne iş yaparsam yapayım abartılı veya çok şatafatlı bir şey çıkması mümkün olmazdı zaten. Bu durumda benim seçici olmamın da ötesinde, müşteri beni seçiyor, tarzımı kendine yakın buluyor ve bu doğrultuda onunla çalışıyoruz. 




Gelin buketlerinin ve düğün aranjmanlarının tasarımına gelinle birlikte mi karar veriyorsunuz yoksa tamamen siz mi tasarlıyorsunuz?

Gelin buketi çok ince ve benim çok önem verdiğim bir konu, genel aranjmanların da ötesinde benim için. Bukette gelinin fikirlerine çok önem veriyorum, onu çok iyi dinliyorum daha sonra da bana anlattıklarından yola çıkarak yapıyorum buketi. Bu sebepten de mesela, normal çiçekler için bir katalogum olsa da gelin buketi katalogu yapmıyorum, her gelinin buketi kendisine özel olsun ve ondan bir tane daha olmasın diye.
Genel aranjmanlarda ise gelinin isteğinin yanı sıra mekan, genel konsept ve renkler, masaların genişliği, çiftin genel stili gibi birçok detay var bilinmesi gereken.


Her zaman her düğünde kullanılan düğün aranjmanları ve buketlerinden sıkılmış, farklı olmak isteyen gelin adayları için ne önerirsiniz?


Maalesef genel olarak düğünlere baktığımız zaman çok klişe ve biraz da sıkıcı şeyler görüyoruz, bu biraz organizasyon firmalarının kolaya kaçmasından biraz da çiftlerin haklı olarak buna fazla mesai harcayamamasından kaynaklanıyor. Bir de ailelerin araya girip herkes ne der tasasına düşüp kendi zevklerini ön plana çıkarması sorunu oluyor ara ara. Benim fikrim iyi araştırıp doğru görsellere ulaşıp firmalara bunlarla gitmeleri ve klişelere hayır demeleri. Maalesef organizasyon firmaları da onlara kolay ve ekonomik gelen tüm malzemeleri tekrar tekrar düğünlerde kullanıp çiçek konusunda da çok fazla yaratıcı olamıyorlar. Ben yaptığım az sayıdaki düğünde bile sadece o düğün için malzeme alıp, sadece o düğün için bir konsept belirleyip, kullanılan tüm parçaların birbiri ile bir bütün ve aynı konsept içinde kalmalarına son derece önem veriyorum. Buket konusunda ise, hiçbir şeyde sınır yok. Maksat doğru çiçekçiye ulasınlar!



Bu sene düğünlerde öne çıkan bir çiçek ya da trend var mı?

Açıkçası ben çiçekte trend olduğuna inanmıyorum. Yıllardır her yerde olan çiçekleri biz bir sene göklere çıkarıp, diğer sene başka bir şeyi moda yapıyoruz. Benim icin tüm çiçekler her sezon her daim mevcut! Doğru kullanıldığı takdirde herkesin burun kıvırdığı karanfillerle bile müthiş bir düğün süslemesi yapılabilir, her yere salkım salkım orkide koymaktan cok daha alternatif ve uygun fiyatlı olur hem de. Dediğim gibi, önemli olan çiçeğin kıymetini bilmek, onu doğru kullanmayı bilmek ve gösteriş uğruna yapılan abartıdan uzak durmak.

Siz de sevdiğiniz birine sıradışı bir hediye göndermek, tamamen size özel ve sizi yansıtan bir buketle evlenmek ya da sabahları iş yerinize geldiğinizde şık bir aranjmanla güne başlamak istiyorsanız Ege Soley Event & Corporate Flowering ‘in iletişim adresleri burada.

info@egesoley.com.tr

Süleyman Seba Cad. No: 83 Akaretler – İstanbul
Tel: 0212 2270922

Uncategorized

Makyajınız Hiç Eskimesin

Bu yazımız 24.Mart.2012 tarihinde haydili.com‘da yayınlanmıştır.

Bazı şeyler aradan ne kadar zaman geçse de eskimiyorlar. Mesela Hollywood müzikalleri, Rita Hayworth’ın kızıl saçları ya da Chevrolet Bellair serisi arabalar. Hepsi tekrar ve tekrar karşımıza çıkıyorlar. Belki de eskinin o muhteşem dokusunu tekrar yakalamak hiç bir zaman mümkün olmayacak ve biz eskileri sevmeye, onlardan ilham almaya devam edeceğiz.

Bu ilhamı düğününüzde yapacağınız makyajda da kullanmak mümkün. 1950′lerin hiç eskimeyen ve hemen herkese yakışan makyaj tarzını isterseniz vintage bir gelinlikle isterseniz son derece modern bir tarzın üstünde kullanabilirsiniz. Hatta eklektik bir yaklaşımla çok keskin ve modern detaylarla birleştirirseniz çok şık ve çarpıcı bir görüntü yakalayabilirsiniz.

Araştırmalarınızı yaparken bu tarzı en iyi taşıyanlardan yardım almakta zarar yok. İşte tüm sarışınların tanrıçası Marilyn Monroe. Bütün çekiciliğiyle ne kadar içten gülümsemiş. Ne kadar rahat, mutlu ve gençlik dolu görünüyor. Japon kırmızısı mat ruju, siyah maskarası ve çok hafif kullanılmış kırmızı allığıyla son derece hafif bir makyaj kullanmış aslında. Eğer onun gibi platin sarısı çarpıcı saçlarınız ve böyle bir gülümsemeniz varsa daha abartılı makyajlar, aşırı parlak tonlar basit ve sönük görünmenize sebep olur. Bunu yaparak doğal güzelliğinizi kapatmayın ve kimsenin gözünü yormayın bence. Gözlerin üstüne sürülentoprak tonlarında hafif altın sarısı fara dikkatinizi çekerim. 

Audrey Hepburn ise her şeyiyle asilim, asilim diye bağırıyor. Onun kadar duru bir güzelliğe sahip bir oyuncu gelmiş midir acaba dünyaya? O uzaktaki bir noktaya attığı bakışta  çok masum kendi güzelliğinden haberi olmayan bir kadının şaşkınlığı var sanki. Makyajında da renkler en mat ve sade halleriyle kullanılmışlar.Koyu bir kırmızı yerine gül kurusu bir ton tercih edilmiş. O müthiş güzellikteki kalın kaşları bugün de ilham olmaya devam ediyorlar. Çok fazla maskara uygulamadan kirpik çizgisine hafif bir eyeliner çekmekle yetinilmiş. Bu makyajla ister sade ister çok gösterişli bir gelinlik giyilebilir.

Gelelim Elizabeth Taylor’a. Hafif bronz bir ten, simsiyah saçlar ve menekşe rengi gözler. Hiç makyaj yapmaya gerek yok, doğal renkleriyle gelin olmaya hazır. Bu makyajla ise tam bir dilbere dönüşmüş. Kızgın Damdaki Kedi rolü ondan daha iyi hangi oyuncuya yakışırdı ki? Düğününüzde böyle buğulu, yırtıcı ama bir o kadar da romantik bir hava taşımak istiyorsanız tek ihtiyacınız olan bol bol siyah maskara, siyah göz kalemi ve kıpkırmızı bir ruj.

Eğer böyle bir makyaj tercih edecekseniz saç konusunda da aynı dönemden esinlenebilirsiniz. Beraber çok hoş oluyorlar. Günümüzün oyuncu ve şarkıcıları da benzer makyajları aynı dönemin saçlarıyla kullanmayı tercih ediyorlar.

 Mad Men’in kusursuz kızılı Joan’ı canlandıran Christina Hendrix dizinin 50-60′lar havasını özel hayatına da taşıyor. Kırmızı halıda onu her zaman bu tarzla görüyoruz ve çok da iyi yapıyor bence. Çarpıcı kızıl saçlarını bazen doğal tonlarla bazen de daha çarpıcı kırmızı rujlarla tamamlıyor. Ama makyajın merkezi her zaman gözler.

 Dita Von Teese’de bu tarzın sıkı takipçilerinden. Hatta onu modern bir tarzla herhangi bir yerde görmek pek mümkün değil. Genelde çarpıcı kırmızı rujları tercih ediyor ve siyah saçları ve beyaz teni sayesinde çok da iyi taşıyor. Onun makyajının merkezi çoğu zaman dudakları.

The Notebook’la tanıdığımız ve o günden beri romantik dramlarla hayatımıza giren Rachel McAdams ise bu tarzı daha modern bir şekilde yorumlamış. Siyah kirpikler ve siyah eyeliner gözlerini ortaya çıkarırken göz kapağında kıullandığı o tatlı kahve far da daha romantik ve doğal bir hava vermiş. Yine yüzün de çok az renk olduğuna dikkatinizi çekerm. Hafif şeftali rengi bir allık ve çok doğal bir ruj. Saçına ise bayıldım.

Uncategorized

Asi Prensesler


 Bu yazımız 15.Mart.2012 tarihinde www.haydili.com ‘da yayınlanmıştır.
 
Ben de her genç kız gibi daha minicik yaşlarda kendimi bembeyaz kabarık tüller arasında,
 prenses edasıyla süzülen bir gelin olarak hayal etmiştim. O zamanlar gelinlik dediğin ne kadar kabarıksa o kadar şık ve güzeldi bizim için. Seneler geçti, hayaller çok da fazla değişmedi ama geçen yıllar ve katıldığım birçok düğünden sonra hayalimdeki gelinlik birazcık değişti. Sanırım ben düğün günümde kabarık, kocaman etekli bir prenses olmaktansa sade ama farklı bir prenses olmayı tercih edeceğim (düğün günü prenses olma durumu asla değişmez, damatlar bunu hiç unutmasın). Belki sizin de aklınızı çelerim, ne malum:)?

Kabarık etek konusundaki ısrarı kırmak için elimde önemli bir kozum var, o da herkesin bayıldığını bildiğim Kate Moss ve muhteşem gelinliği. Her ne kadar kendisini fazla güzel bulmasam da gelinlik zevki ve düğününde farklı olmayı seçmesiyle şu ara kendisine sempatim bayağı artmış durumda. Gelinliğinin oldukça vintage bir havası var, zaten genel olarak kabarık olmayan gelinlikler bu tarza daha uygunlar.  İlk bakışta sade duran elbisenin işlemeleri inanılmaz şık ve özel, etek kabarık olsaydı sanırım bu işlemeler bu kadar çarpıcı durmazdı. Duvağa ve onu bağlama tarzınaysa bayıldığımı belirtmek istiyorum. 

Bol tarlatanlı bir gelinlik giydiğinizde gelinliğinize kattığınız her detay ister istemez onu biraz daha şaşalı hale getirir, dantel veya işlemeler fazla kaçabilir ve belki de siz vermek istediğiniz etkiyi ya da tarzınızı tam olarak yansıtamayabilirsiniz. Oysa ki kabarık olmayan bir etek seçimi yaptığınızda dantellerle dolu oldukça şık bir gelinlik diktirip hiç de abartıya kaçmadan oldukça elegan bir gelin olmak elinizde.

http://www.avictorianaffair.com http://www.eliesaab.com/ 


http://www.bellethemagazine.com 


Sırt dekoltesinde dantel kullanılmış dar gelinlikler bence  straplez, kabarık bir gelinliğe göre çok daha seksi ve dikkat çekici. Aşağıdaki modelleri sırtınızı boş bir tuval gibi nasıl özgürce süsleyebileceğinizi göstermek için seçtim. Tabi ki bu modeller biraz riskli ama vücudunuz uygunsa hiç durmayın derim, başka hiçbir model bu kadar iddialı olmayacaktır. 

 Aşağıdaki model de Lübnanlı modacı Zuhair Murad’ın koleksiyonundan bir örnek (Fotoğraf: Mario Sierra) , işlemeler ve farklı bir yaka formuyla oldukça sade ve şık. 
http://www.zuhairmurad.com
 Bu muhteşem modeller ise Jenny Packham’ın 2012 koleksiyonuna ait, yine etek sadeliğinin işlemeleri nasıl  ortaya çıkardığını görüyoruz. Şahsen soldaki modelin kemer detayı ve saç aksesuarına da ayrıca bayıldım.

Derseniz ki farklı yaka formları istemiyorum biraz klasik, sade ve romantik bir model istiyorum, işte aşağıdaki gelinlikler de buna örnek. Hatta daha da ileriye gidip desenli bir kumaş seçecek kadar bile özgür olabilirsiniz:)

http://elizabethdye.blogspot.com 
http://reveriemag.com/category/fashion-finds
Düğününüzde prenses yerine Yunan Tanrıçası olmak isterseniz o da mümkün, hem de küçücük dokunuşlarla.  Uygun yaka formu ve uçuş uçuş bir etek kumaşıyla rahatlıkla bunu sağlayabilirsiniz, tabi ki yine tarlatansız:) Bu tarz gelinlikler her zaman için en asil seçimlerden olmuştur.

http://www.almanovia.com

http://www.etsy.com

Umarım her adımıyla bir akım başlatan Kate Moss klasik gelin anlayışının değişmesine az da olsa bir katkı sağlar ve biz asi prenseslerin önünü açar:)


nişan elbisesi vintage

Yeni Stil Ikonumuz: Lemon Breeland

Düğünle ilgili detaylardan bahsedip duruyoruz ama nişanı, nişan konseptlerini hep es geçiyoruz. Bugün size nişanınız için tarzından esinlenebileceğiniz bir dizi karakterinden bahsedeceğim. Bir süredir Hart of Dixie dizisini çok büyük keyifle izliyorum, O.C. dizisinde Summer rolünde olan Rachel Bilson’ın başrolünü oynadığı dizi, zaten ben de diziye ilk bu yüzden başlamıştım. Ama benim size birazdan ilham kaynağı olarak tanıtacağım kişi o değil. Yeni stil ikonumuz Lemon Breeland, kendisi dizideki kötü karakterimiz fakat o kadar naif ve tatlı ki sinirlenemiyorsunuz bile ona. En önemlisi de her bölümde giydiği kıyafetler, o kıyafetlerin şeker kavanozu havasındaki pastel tonları, vintage takıları, ev eşyaları ve 50′lerde geçen bir filmdeymiş hissi yaratan tavırları.  
Dizimiz Bluebell adında küçük ve şirin bir kasabada geçiyor, karakterimiz Lemon da doğma büyüme oralı, bu sebeple son derece klasik bir tarzı var ama asla yaşlı gibi giyinmiyor aksine son derece çocuksu, fazla seksi giyinmekten hoşlanmıyor ve genelde pastel renkleri tercih ediyor, bu yüzden de her zaman masum bir görüntüsü var. Tarzı modern değil bu yüzden vintage aksesuarları bolca kullanıyor ve kendisine çok yakıştırıyor.
Şapkaları, saç aksesuarları her zaman abartılı ama tabi ki hiç gözümüze batmıyor. Lemon ayrıca çiçekli kumaşlara bayılıyor.
İşte bu da Lemon’ın evi… Burada verdiği çay partileri ve davetlerin tarzı da kendi giyim tarzına son derece uyumlu. Nasıl huzurlu, nasıl sevimli…
  

Tamam kabul ediyorum o bir dizi karakteri ve hiçbirimiz gerçekte hayatta her gün onun gibi giyinemezdik, sanırım biraz abartılı olurdu, ama bence o, özel bir gün için ilham alınması gereken karakterlerin başında geliyor, hem de günlük kıyafetleriyle. Aşağıdaki fotoğraflar da dizide gerçekleşen nişanından, seçeceğimiz kıyafet, aksesuarlar ve nişan ortamı konusunda biraz fikir alabiliriz bence.  


Kolyesine bayıldık…

 

Tabi bir önerim de bu stil ikonunu yakından incelemek için bir an önce diziyi izlemeye başlamanız:)) Hepinize iyi haftalar!